Banner

Fenerbahçe Shell Üç Büyükler Futbol Yıldızları Parası – 1997

fenerbahce-shell-parasi

Her ne kadar yazının başlığı farklı olsa da sanırım bu yazıya Hangi Futbol Takımını Tutuyorum? sorusuyla başlamak en doğrusu olacak.

İlkokul 1. sınıftaki öğretmenim Beşiktaş’ı tutuyor diye ben de Beşiktaş’ı tutuyordum. Çocuğuz sonuçta. Anlamıyoruz neyin ne olduğunu. 😀 Yani Beşiktaş ile olan ilişkim sadece bu kadarla kaldı.

Ardından annem tutuyor diye Fenerbahçe’yi tutmaya başladım. Fakat hiçbir zaman öyle maç izlemeyi seven veya fanatik bir şekilde takip eden biri olmadım. Biri “Hangi takımlısın?” diye sorduğunda “Fenerbahçe” diyordum.

O zamanlar Fenerbahçe’nin yukarıdaki resimde gördüğünüz paraları elime geçti. İsminden de anlayabileceğiniz gibi Shell’den alabiliyordunuz.

Paraların üstündeki kişiler: Tayfun Korkut, Augustine Okocha ve Elvır Boliç

Neden bilmiyorum ama Fenerbahçe’li olduğum dönemde Elvır Boliç’i severdim sanırım. En azından en çok aklımda yer eden o olmuş. 🙂

Bu paralar, yıllarca diğer koleksiyon yaptığımız eski paraların içinde duruyordu ve çok fazla paslanmışlar. Birkaç işlem uygulayarak olabildiğince paslarını çözmeye çalıştım. Anca resimdeki kadar çıkarabildim. (Pas çıkarma yöntemleriniz varsa yorum olarak yazarsanız sevinirim.)

Şimdi yazının başındaki soruya gelelim. Zaten takip etmediğim ve izlemediğim bir şeyden bahsettiğimiz için takım tutmanın bir anlamı yok. Soranlara da “Takım tutmuyorum.” diyorum. Özellikle bir ara televizyonlarda, fanatikliğin dozunu kaçıranları gördükten sonra daha da soğudum futboldan. Futbol ile alakam sadece zamanında bilgisayarda oynadığım FIFA’dan ibaret.

Eğer takım tutuyor olsaydım hangi takımı tutardım? Büyük ihtimalle BEŞİKTAŞ olurdu. ÇARŞI’sıyla ve renkleriyle tutmaya değer bir takım olduğunu düşünüyorum.

Not: Resimde paralar çok kalitesiz gibi çıkmış. Kullandığımız Türk liralarının kalitesinden pek bir farkı yok.

Share Button

PolatBuyukarslan.Com 7 Yaşında

pb-7-yasinda

Kişisel blogum yayın hayatına başladıktan bu yana 7 sene geçti. Açıkçası bu süre zarfında kendi çapında evrim geçirdi diyebilirim. Çünkü ben ve düşüncelerim değiştikçe blogum da değişti.

Zaman zaman yapılan değişiklikler, gereksiz görülen yazılar silinerek daha derli toplu bir hale getirilmeye çalışıldı ve son halini aldı.

Uzun süredir takip edenler eskisi gibi fazla yazı yazmadığımı fark etmişlerdir. 7 sene önce keyifle açtığım kişisel bloguma artık eskisi gibi yazı yazasım gelmiyor. Bunda kişisel blogumun dışında biri eski diğeri de daha yeni açılmış olan bloglarımın (SistemLinux.Org ve İzmirliGezgin.Com) etkisi de muhakkak var.

Yazı girmeye devam edeceğim tabii ki. Sadece kişisel bloguma gireceğim yazılar daha çok yaşadığım sorunların çözümleri, sizlere yardımcı olabilecek tarzda ve içimden hangi konuda yazı yazmak geliyorsa o konularda olacak gibi görünüyor.

Share Button

Elveda İhtiyar Delikanlı

celik-ve-ben

Daha yavruyken gelen ve 14 yıldır baktığımız köpeğimizi bugün kaybettik. Hissettiğim duyguları tarif edebilmek için kelime bulamıyorum. Cem Yılmaz’ın dediği gibi. “Little little into the middle”. Yani içimde, aklınıza gelebilecek her duygudan bir parça var.

Belki söylenecek çok söz var ama kelimeler boğazımdan dökülmeye kalkarsa göz yaşlarım durmayacakmış gibi hissediyorum. Bu yazıyı yazmaksa belki de köpek sahibi olmanın en zor yanı. Ve ben bu duyguyu ikinci kez yaşıyorum.

Yazının başlığı da bence Çelik’i anlatacak en uygun kelime. Yaşlı ama içinde genç bir köpeğin enerjisine sahipti.

Elveda İhtiyar Delikanlı. Seni de baban gibi hiçbir zaman unutmayacağız.

Share Button