Banner

Aamir Khan’dan Muhteşem Bir Film – PK (Peekay)

pk-peekay-film

Aamir Khan’ın neredeyse bütün filmlerini izlemişimdir. Tek tük 1-2 film haricinde adamın oynadığı her film birbirinden güzel. Normalde izlediğimiz bir komedi filmi ikinci kez izlenince çok fazla komik gelmez. Aamir Khan’ın başrolünü oynadığı bu filmi 2 kez izledim ve ilk defa, ikinci kez izlediğimde de aynı oranda güldüm. Filmi izlemenizi kesinlikle ama kesinlikle tavsiye ederim. Filmi izledikten sonra ne demek istediğimi siz de anlayacaksınız.

Filmin Konusu: PK, Aamir Khan’ın daha önce aktörlük yaptığı 3 Idiots filminin yönetmeni Rajkumar Hirani tarafından yapılan bir Bollywood filmidir. Aamir Khan’ın son filmi olan PK’nin başrollerinde Anushka Sharma ve Sanjay Dutt de yer almaktadır.

P.K. bi şehirdeki yabancının düşünceler komedisidir. P.K. daha önce kimsenin sormadığı sorular sorar. Bunlar masum, çocuk gibi sorulardır ama cevapları enteresandır. P.K.’in masum gözlerini gören insanlar kendi monoton hayatlarını gözden geçirirler. P.K.’in sadık arkadaşları ve dostları olur. Kırık kalpleri düzeltir öfkeleri dindirir. P.K.’in çocuksu merakı kendisi ve milyonlarca insan için manevi bir yolculuğa dönüşür.

Bu arada filmdeki komik sahnelerin dışında “Din” konusunu bu kadar güzel işleyebilen bir film daha görmedim. Filmdeki şu söz çok hoşuma gitti. “İki Tanrı var. Biri bizi yaratan biri de sizlerin yarattığı”. Bu filmle ilgili çok şey söylenir ama spoiler vermek istemiyorum. Ayıracağınız 2,5 saate fazlasıyla değen bir film. Filmin sonuna bakılırsa devamı gelecek gibi görünüyor. Umarım devamı çekilir. Size iyi seyirler.

Share Button

Her Çocuk için Bisiklet Ayrı Bir Anlam Taşır

polat-bisiklet

Gelişen teknoloji yüzünden günümüzde, özellikle büyük kesimlerde, her ne kadar çok fazla bisiklete binen çocuk göremesek de (ben pek görmedim) her çocuk için bisikletin ayrı bir anlamı, hikayesi vardır. Özellikle benim yaşıtlarım veya benden büyükler bunu daha iyi anlayabilir. Bugün ben size kendi bisiklet hikayemi anlatmak istiyorum.

Resimde gördüğünüz bisiklet benim ilk bisikletim. Bu bisikletten önce bende derin izler bırakan ve bisiklet dendiğinde Antalya’da yaşadığım olay aklıma gelir. Manavgat’ta sürdüğümüz bir bisiklet vardı. Hatta o bisiklete üç kişi aynı anda biniyorduk. Hatta aracın biri bize neredeyse çarpıyordu. Şoförün şu sözünü hiç unutmuyorum. Şoför bize sinirlendi ve “Bir bisiklete üç kişi binilir mi?” diye bağırıp sinirlenmişti. O bindiğim bisikleti İzmir’e dönerken götürmek istemiştim. Bunda ısrarcı olduğumu da hatırlıyorum. Babam da İzmir’e göndereceğini söylemişti. Ben İzmir’e döndüğümde o bisikleti beklemeye başladım. Babam o bisikleti hiç göndermedi. Yanlış hatırlamıyorsam daha sonradan bisikletin bozulduğuyla ilgili bir şeyler söylenmişti. Aslında burada önemli olan bisikletin neden gönderilmediği değil. Asıl önemli olan, küçük bir çocuğa “Bisikleti göndereceğim” diyerek umut verip bisikleti göndermemek.

Resimdeki çocuğun yüzündeki mutluluğa dikkat edin. Bu mutluluğun kaynağı, babasının söz verdiği ama göndermediği, bisiklet yolu bekleyen çocuğunu sevindiren annesidir. Belki de hayatımda aldığım en güzel hediyedir bu. Çünkü bir anlamı ve sonu mutlu biten bir hikayesi var. Hatta bu bisikleti çift teker sürebilmeyi bilmiyordum. Yan komşumuzun oğlunun bisikleti çok küçüktü ama iki tekerdi. Önce o bisiklette, kapımızın önünde bisikletin sığacağı kadar olan küçük alanda sürekli düşe kalka öğrendim. Sonra kendi bisikletime binebildim.

Sadece düşünün. Aradan yıllar geçtikten sonra babanızla görüşüyorsunuz ve sonraki eşinden olan çocuklarının bisikletinin olduğunu görüyorsunuz ve hatta bisikletle ilgili size bir iki şey anlatılıyor. Siz böyle bir durumda ne yapardınız? Ne düşünürdünüz?… O anlatırken yüzünde, yaptığı hatayla ilgili herhangi bir utanç ifadesi de yoktu. Gayet normal bir şekilde anlatıyordu. Sanki ben böyle bir olayı hiç yaşamamışım, o da böyle bir şeyi hiç yapmamış gibi. İşte o an karşınızdaki kişinin gözünde, aslında ne kadar değersiz olduğunuzu görüyorsunuz. Anneme, benim için yaptıklarından dolayı ona ne kadar teşekkür etsem azdır. İyi ki varsın annelerin gülü.

Benim bisiklet hikayem böyle. Peki ya sizinki nasıl?

Share Button

Reklam ve Tanıtım Yazıları Hakkında…

 

reklam-tanitim-hakkinda

Son zamanlarda “Blogunda x konusuyla ilgili içerik yayımlar mısın?” şeklinde maille soranlar oluyor. Herkese tek tek yanıt vermektense bu konuyla ilgili düşüncelerimi bir yazı altında belirtmek istedim.

Bloglarıma bakarsanız ( polatbuyukarslan.com ve sistemlinux.org ) genelde belirli bir amacı olan ve ona göre içerik ürettiğim bloglar bunlar. Linux blogumun konusu zaten adı üstünde Linux ile ilgili konular. Kişisel blogumdaysa canım hangi konuda yazmak isterse onu yazıyorum. Tabii ki bunu yaparken belirli sınırlar içerisinde kalmaya çalışıyorum ve blogumu genel blog havasına sokmak istemiyorum. Sadece yazarken keyif aldığım yazıları okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Kişisel blogumda daha önce ücretli tanıtım yazısı yayımlama gibi bir hata yaptım. Aslında bu kararı bile çok zor almıştım. Yayımlasam mı yayımlamasam mı diye çok düşünmüştüm. Şimdiki aklım olsa o yazıları yayımlamazdım.

Uzun bir süredir blogumda ücretli/ücretsiz tanıtım yazısı yayımlamıyorum. Bu tarz yazıların, blogumu çöplüğe dönüştürdüğünü düşünüyorum. Blogum kişisel bir blog olmasaydı tanıtım yazılarına “Hayır” demeyebilirdim. Önceden blogumda yayımladığım reklam amaçlı tanıtım yazılarını da belirli bir süre sonra (her ne kadar ödenen ücret çok az da olsa onları mağdur etmemek adına) blogumdan sileceğim.

Bunlara ek olarak Android’te uygulama hazırlamış ve hazırladıkları uygulamaların tanıtımlarını yapmamı isteyen kişiler de oluyor. Android uygulamalarıyla ilgili yazı yazarken, yazdığım diğer birçok yazı gibi kendi düşüncelerim neyse onu yazıyorum. Yani burada amacım uygulamaların reklamlarını yapmak değil. Yalnızca beğendiğim ve paylaşmayı istediğim uygulamaların yazısını yazıyorum. O yüzden lütfen hazırladığınız uygulamaların tanıtımını yapmamı beklemeyin benden. Çok kesin konuşmamak lazım aslında ama uygulama tanıtımı konusunda da genelde yabancıların yaptığı uygulamaları tanıtmaya değer buluyorum.

Bloguma girildiğinde sadece insanların ilgisini çekebilecek, onların problemlerine/sorunlarına çözümler bulabilecekleri, ayrıca beni ve düşüncelerimi yansıtacak yazıların bulunduğu bir blog olsun istiyorum.

Yukarıda anlattığım nedenler yüzünden, yazı yayımlamamı isyteyen kişilere olumsuz geri dönüşler yapmak zorunda kalıyorum. Kimse kusura bakmasın ve olayı kişisel olarak algılamasın. İstekte bulunanların anlayışla karşılayacağını umuyorum…

Share Button