Atatürk
Banner

Lollipop’ta SD Karttaki Uygulamaların Simgelerinin Ekranda Görünmeme Sorununun Çözümü

android-lollipopSamsung Galaxy Note 3‘e gelen Lollipop 5.0 güncellemesini yükledikten sonra SD karttaki uygulamaların, ekrandaki simgelerinin kaybolduğunu gördüm. Sizlere basit bir şekilde bu sorunu nasıl çözebileceğinizi anlatacağım.

Tek yapmanız gereken şey hangi uygulamanın simgesinde problem varsa, yani üzerinde koyu gri renkte SD yazan uygulamanın simgesini silin. Ardından aynı uygulamayı tekrar ekrana ekleyin. Ekrana uygulamayı eklemek için uygulamanın üzerine parmağınızı basılı tutun ve ekranda dilediğiniz yere ekleyin.

Bu sorun muhtemelen telefonunuzda kullanılan Launcher yüzünden oluyor. Eğer ki yukarıda anlattığım yöntem sizin sorununuzu çözmüyorsa, Google Play Store‘dan farklı bir Launcher kurarak sorununuzu çözebilirsiniz.

Share Button

Unutamadığım Korku Dizisi – Goosebumps

ismi-hatirlanmayan-dizi-goosebumps

Bu dizi benim için uzun bir süre “ismini hatırlayamadığım dizi” olarak hafızamda kaldı. Zaten bu diziyi benimle aynı yaşlarda izleyen birçok kişi çok etkilenmiş ve korkmuştur. İnternette Goosebumps ile ilgili yorumlara bakarsanız ne dediğimi daha iyi anlarsınız.

Dizinin ismini hatırlamadığım için mutlaka birileri ismini biliyordur diye düşünüp internette sorsam mı sorusu aklıma zaman zaman gelse de çok önemsememiştim. Ta ki şans eseri bir sitede okuduğum bir yazıyla karşıma çıkana kadar.

Goosebumps‘ın konusu kısaca “Çocukların korku hikayeleri” olarak geçiyor. Beni bu kadar etkilemesinin de nedeni bu. Ortaokuldayken, okuldan eve geldiğimde bu diziyi izlerdim. Show TV’de yayınlanıyordu. Hatta saat aralığı ya 12.00-12.30 ya da 13.00-13.30 arasındaydı diye hatırlıyorum. En azından benim hafızamda öyle kalmış. Her bölüm 20’şey dakikadan oluşuyor. Bazı bölümlerde olaylar uzun olduğu için 40 dakikaya kadar çıkıyor.

devamını okuyun »

Share Button

Babalar Günün Kutlu Olsun

manevi-babam-dedem

Baba sevgisinden mahrum büyüyen biri olarak 12 yaşına kadar bir babaya sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu kısmen de olsa bana gösterdiğin için çok mutluyum. Şimdi düşündüğümde bu yaşıma kadar neden bir babaya ihtiyaç duymadığımı daha iyi anlıyorum. Çünkü benim yanımda olduğun o 12 sene aslında bir ömre bedelmiş. Aklımın ermediği yaşlarda sana bir süre baba demişim. Başımda bir baba olmayınca farkında olmadan sana baba deme ihtiyacı hissetmişim belli ki. İyi de yapmışım. Şunu unutma ki “Baba” kelimesinden çok daha fazlasını hak ediyorsun benim gözümde. Çünkü bana hem babalık hem de dedelik yaptın. İşin iki kat zordu yani. 🙂

Ekmeğimi tahına her bandırdığımda aklıma sen geliyorsun. “Ekmeği tahına böyle bolca bandıracaksın.” derdin. Göremesen de o zamandan bu yana ekmeğimi senin yaptığın gibi tahına bolca bandırıyorum, biliyor musun? Tahını da belki de bu yüzden çok seviyorum. Seni bana her zaman hatırlattığı için…

İskambil kağıtlarını gördüğümde senin iskambil kağıtlarıyla fal baktığın zamanları hatırlıyorum. Fal açılmadığında, falın açılması için alttaki karttan bir tanesini alıp üste koyardın ve “Bir tane hakkımız var.” derdin. 🙂

En çok da kucağında oturduğum zamanları özledim. Aradan 18 yıl geçmesine rağmen o tatlı yanaklarının yanaklarımda bıraktığı o duyguyu hiçbir zaman unutmadım. Nasıl unutabilirim ki o şeker gibi yanaklarını? Sakallarını yeni kestiğin zamanki o pürüzsüz halini o zamanlar sevmiyordum belki ama sakalların çok az uzadıktan sonraki o tırtırlı haline yanaklarımı sürtmeyi çok seviyordum. Keşke şu an hayatta olsaydın. Yanaklarının o pürüzsüz haline bile razıyım şimdi, biliyor musun? Bana dünyaları verseler o yaşadığım duyguya değişmem.

Keşke yaşıyor olsaydın ve bunları senin yüzüne söyleyebilseydim. Yine de yüzüne söyleyemesem de benim ne hissettiğimi anlayabileceğini biliyorum.

İleride birgün baba olacak olursam eğer senin gibi bir baba olmak istiyorum. Çünkü kızlarının, yani teyzelerimin seni ne kadar çok sevdiğini biliyorum ve görüyorum. Hayatıma kattığın o 12 yıl benim şu yaşıma kadar yaşadığım en iyi yıllarımdı.

Bu yazıyı yazarken bile gözlerim doldu hep. Hıçkıra hıçkıra ağlamamak için zor tuttum kendimi. Göz yaşlarımı sile sile, boğazım düğümlene düğümlene yazdım bu yazıyı.

Sana minnettarım. İyi ki hayatımdaydın. Her zaman hatırlanacaksın. Huzur içinde uyu babacım/dedecim…

Share Button

Böyle Temizlik Görülmedi

482-cd-dvd

Bu zamana kadar yaptığım en büyük temizliği geçtiğimiz birkaç gün içinde yaptım. Malum 56K’dan gelen bir nesil olduğumuz için -internetin yavaşlığından- bazı şeyleri CD/DVD’lere arşivleme olayı o zamanlardan başladı.

2002 yılından itibaren başladığım arşivleme alışkanlığım yüzünden -arşivleme dediysem öyle abartılacak bir şey değil aslında, şu işime yarayabilir, bu da işime yarayabilir dediğim şeyleri sürekli CD/DVD’lere yazmışlığımdan bahsediyorum- çoğunluğu DVD’lerin oluşturduğu çok fazla şey birikti o zamanlardan bu yana.

“Bir ara temizlerim.” cümlesini çok fazla kullana kullana 2015’e kadar geldik. İçten içe de temizlik yapmadığım için insan içinde bir huzursuzluk hissediyor. DVD’lerin sayısı da arttıkça temizlemeye daha çok üşenir olmuştum. Gerçi çok uzun zamandır DVD’ye arşiv yapmayı bırakmıştım. Zaten artık DVD kullanan mı kaldı 😀

Birkaç gün önce “Hadi başla artık şu temizliğe.” diyerek verdim gazı, verdim gazı. 😀 Sonuç? Yukarıda gördüğünüz resimde TAM 482 ADET CD/DVD çöpe gitti. Hayır, yazım hatası filan yok. Gördüğünüz sayı doğru. 😀 Elimdeki DVD’lerin sanırım %95’lik kısmı çöpe gitti. Hepsini tek tek makasla kestim. Hatta DVD’lerin bulunduğu bir tane 100’lük eski DVD çantası da onlarla beraber gitti. Benim hissettiğim rahatlıksa tarif edilemez. Üstümden yük kalktı resmen.

Aynı temizliği harici disklerim için de yapmaya başladım. Onların da çoğunluğunu temizledim diyebilirim. Yer olarak fazla alan açılmamış olsa da klasörleme olayını büyük ölçüde hallettim. O kadar ki harici disklerimde aradığım dosyayı bulamayıp arama kısmını kullanıyordum.

Televizyonlarda yaşlıların biriktirerek oluşturdukları çöp ev neyse benim harici disklerim de öyleydi. Varın gerisini siz düşünün. 😀

Bu yazı, daha düzenli kullanmam için bana bir nevi uyarı ve yıllar sonra okuyabileceğim bir anı olsun diye yazıldı. Kendimde sevmediğim bazı özellikleri değiştirmeye çalışıyorum. Bu da onlardan biriydi.

Buraya kadar okuyabilme sabrını gösterdiyseniz teşekkürler. Bu kadar gevezelik yeter. 😀

Share Button