Atatürk
Banner

Kategori Arşivi: ‘Kişisel’

İndir.Com’dan Yeni Yıl Hediyesi #2

google-cardboard-gozluk

Geçtiğimiz yıl indir.com teknoloji bloglarına Powerbank göndermişti. Bu sene de yine teknoloji bloglarına hediye göndermeyi ihmal etmedi. Hatta göndermeden önce telefonla arayıp adres doğrulatması bile yaptılar.

Bu seferki hediye Google Cardbord. Yani Sanal Gerçeklik Gözlüğü. Sanal Gerçeklik Gözlüğü‘nün içerisine akıllı telefonunuzu yerleştiriyorsunuz ve buna uygun hazırlanmış uygulamalar veya oyunlarda size, sanki oyunun içindeymişsiniz hissi uyandırıyor.

Sanal Gerçeklik Gözlüğü Hakkındaki Düşüncelerim

Google Cardboard, 3.5” ten 5.3” e kadar olan telefonları desteklediği için bendeki Note 3, 5.7” boyutuyla ister istemez biraz dışarda kaldı. Ama ona rağmen birkaç tane uygulamayı ve oyunların bazılarını denedim. Özellikle FIBRUM’un Rollar Coaster VR uygulaması bence en iyisiydi. Sanırım görüntünün netliği ve güzelliği de bunda etkili. Anneme de Rollar Coaster’ı denettiğimde heyecanı ve verdiği tepkiler görülmeye değerdi. 😀 Özellikle Roller Coaster’ın suya girdiği an gözlüğü gözünden ışık hızıyla çıkarttı resmen. 😀

Bunu kullandıktan sonra insan bir tane Oculus Rift’im olmalı demeden edemiyor. Sanal gerçeklik gözlüğü deneyimini yaşattığı için buradan indir.com‘a teşekkürler.

Share Button

2016’da Gezi Blogu Açıyorum

izmirligezgin_gezi_blogu

Uzunca bir süre gezi blogu mu açsam yoksa kendi kişisel blogum üzerinden gezi yazılarımı yazsam mı diye düşündüm. İkisinin de kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Kişisel blogumdaki yazılarımın birbirinden çok farklı konularda olması, kararımı vermemde etkili oldu ve sonunda yeni bir blog, gezi blogu açmaya karar verdim.

Gezi blogunun ismi olabildiğince kısa ve akılda kalıcı olmalı diye düşünüyordum. Adres çubuğunda rastgele anahtar kelimeleri yazarken, Google’da “izmirli gezginler” şeklinde bir arama yapıldığını gördüm. Sitenin ismi bu şekilde ortaya çıktı.

2016’da açacağım gezi blogumun ismi —> www.izmirligezgin.com

Bütün yurtiçi ve yurtdışı gezilerimi adım adım izmirligezgin.com sitesinden okuyabileceksiniz.

Bu isim ilk başta çok komik ve çocuksu gibi geldi. Yeni nesil bilmez. mIRC kullandığımız zamanlar aklıma geldi. Hatta mIRC’ta bir süre “izmirli genc” veya buna benzer isimler kullanmıştım. Belki size komik gelebilir ama o dönem, bu ve benzeri takma isimler çok revaçtaydı. 🙂

Şu anda izmirligezgin.com sitesine girmeye çalıştığınızda kişisel bloguma yönlendirileceksiniz. Eğer ki sitenin açılışının ne zaman olduğunu öğrenmek istiyorsanız aşağıdaki sosyal medya hesaplarını takibe alıp haberdar olabilirsiniz.

Bu arada sitenin ismini nasıl buldunuz? Saygı çerçevesi içinde ve küfürsüz olan iyi veya kötü her türlü yoruma açığım.

Facebook: https://www.facebook.com/izmirligezgin/
Twitter: https://twitter.com/izmirli_gezgin
Instagram: https://www.instagram.com/izmirli_gezgin/

Share Button

AÖF – Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü

aof-fotografcilik-ve-kameramanlik

Uzun zamandır kendimi Fotoğrafçılık konusunda geliştirmeyi, işin detayına inmeyi, yani kısacası öğrenmeyi istiyordum. AÖF İşletme bölümünü bitirdikten sonra üçüncü üniversite olarak tercihimi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık bölümünden yana kullandım.

Konulara kabaca göz gezdirdim. Derslere çalışmanın keyifli olacağı az çok belli. Kafamda bazı planlar var. Uzun vadede bu planlarıma katkı sağlayacağını düşündüğüm bir bölüm. Bölüme ek olarak fotoğrafçılık üzerine anlatım yapan Youtube kanallarını da takibe alacağım. Bildiğiniz ve takip ettiğiniz, önerebileceğiniz yerli veya yabancı (özellikle yabancı olsa daha iyi olur) Youtube kanalları varsa yorum olarak belirtirseniz sevinirim.

Share Button

Teknoloji Sitelerine Yazılan Alakasız Yorumlar Üzerine Düşüncelerim

yorum

Öncelikle şunu belirteyim. Teknoloji sitelerinin avukatlığını filan yapıyor değilim. Sadece kendi düşüncelerimi belirtmek adına bu yazıyı yazıyorum. Neyse konumuza dönelim.

Ülkede ne zaman önemli bir olay olsa, birileri muhakkak çıkıp teknoloji sitelerindeki paylaşımların altlarına yorum yazıyor. Bu kişilerin tepkileri de genelde “Ülkede neler oluyor. Siz neler paylaşıyorsunuz.” şeklinde oluyor.

Bu tarz yorum yapan kişilerin duygu durumlarını gayet iyi anlıyorum. Böyle yaparak gösterdikleri tepkinin doğru olduğunu da düşünüyorlar. Fakat düşünmedikleri bir şey var. “Teknoloji siteleri paralarını bu şekilde kazanıyorlar.” Yani ülkede olan önemli olayların dışında paylaşım yapılıyor diye tepki gösterilmesi doğru değil.

Şöyle düşünün. Siz teknoloji sitelerine kendinizce akıl vermeye çalışarak, onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyorsunuz ya, onlar da size dese ki “Madem falanca filanca olaylar oluyor. Siz de yarın işe gitmeyin.” Sizin böyle bir şey yapabilme lüksünüz var mı? Yok. Ama siz bu hakkı kendinizde görüyorsunuz ve “Falanca filanca paylaşımları yapmayın.” diyerek onlara “Siz para kazanmayın. Çalışmayın.” demiş oluyorsunuz. Teknoloji sitelerinde çalışan editörler paralarını haber yazarak kazanıyorlar. Teknoloji sitelerinin yaptığı paylaşımlardan gelir elde ettiklerini, bunun bir iş olduğunu aklınızdan çıkarmazsınız umarım.

Share Button

Babalar Günün Kutlu Olsun

manevi-babam-dedem

Baba sevgisinden mahrum büyüyen biri olarak 12 yaşına kadar bir babaya sahip olmanın nasıl bir duygu olduğunu kısmen de olsa bana gösterdiğin için çok mutluyum. Şimdi düşündüğümde bu yaşıma kadar neden bir babaya ihtiyaç duymadığımı daha iyi anlıyorum. Çünkü benim yanımda olduğun o 12 sene aslında bir ömre bedelmiş. Aklımın ermediği yaşlarda sana bir süre baba demişim. Başımda bir baba olmayınca farkında olmadan sana baba deme ihtiyacı hissetmişim belli ki. İyi de yapmışım. Şunu unutma ki “Baba” kelimesinden çok daha fazlasını hak ediyorsun benim gözümde. Çünkü bana hem babalık hem de dedelik yaptın. İşin iki kat zordu yani. 🙂

Ekmeğimi tahına her bandırdığımda aklıma sen geliyorsun. “Ekmeği tahına böyle bolca bandıracaksın.” derdin. Göremesen de o zamandan bu yana ekmeğimi senin yaptığın gibi tahına bolca bandırıyorum, biliyor musun? Tahını da belki de bu yüzden çok seviyorum. Seni bana her zaman hatırlattığı için…

İskambil kağıtlarını gördüğümde senin iskambil kağıtlarıyla fal baktığın zamanları hatırlıyorum. Fal açılmadığında, falın açılması için alttaki karttan bir tanesini alıp üste koyardın ve “Bir tane hakkımız var.” derdin. 🙂

En çok da kucağında oturduğum zamanları özledim. Aradan 18 yıl geçmesine rağmen o tatlı yanaklarının yanaklarımda bıraktığı o duyguyu hiçbir zaman unutmadım. Nasıl unutabilirim ki o şeker gibi yanaklarını? Sakallarını yeni kestiğin zamanki o pürüzsüz halini o zamanlar sevmiyordum belki ama sakalların çok az uzadıktan sonraki o tırtırlı haline yanaklarımı sürtmeyi çok seviyordum. Keşke şu an hayatta olsaydın. Yanaklarının o pürüzsüz haline bile razıyım şimdi, biliyor musun? Bana dünyaları verseler o yaşadığım duyguya değişmem.

Keşke yaşıyor olsaydın ve bunları senin yüzüne söyleyebilseydim. Yine de yüzüne söyleyemesem de benim ne hissettiğimi anlayabileceğini biliyorum.

İleride birgün baba olacak olursam eğer senin gibi bir baba olmak istiyorum. Çünkü kızlarının, yani teyzelerimin seni ne kadar çok sevdiğini biliyorum ve görüyorum. Hayatıma kattığın o 12 yıl benim şu yaşıma kadar yaşadığım en iyi yıllarımdı.

Bu yazıyı yazarken bile gözlerim doldu hep. Hıçkıra hıçkıra ağlamamak için zor tuttum kendimi. Göz yaşlarımı sile sile, boğazım düğümlene düğümlene yazdım bu yazıyı.

Sana minnettarım. İyi ki hayatımdaydın. Her zaman hatırlanacaksın. Huzur içinde uyu babacım/dedecim…

Share Button

Böyle Temizlik Görülmedi

482-cd-dvd

Bu zamana kadar yaptığım en büyük temizliği geçtiğimiz birkaç gün içinde yaptım. Malum 56K’dan gelen bir nesil olduğumuz için -internetin yavaşlığından- bazı şeyleri CD/DVD’lere arşivleme olayı o zamanlardan başladı.

2002 yılından itibaren başladığım arşivleme alışkanlığım yüzünden -arşivleme dediysem öyle abartılacak bir şey değil aslında, şu işime yarayabilir, bu da işime yarayabilir dediğim şeyleri sürekli CD/DVD’lere yazmışlığımdan bahsediyorum- çoğunluğu DVD’lerin oluşturduğu çok fazla şey birikti o zamanlardan bu yana.

“Bir ara temizlerim.” cümlesini çok fazla kullana kullana 2015’e kadar geldik. İçten içe de temizlik yapmadığım için insan içinde bir huzursuzluk hissediyor. DVD’lerin sayısı da arttıkça temizlemeye daha çok üşenir olmuştum. Gerçi çok uzun zamandır DVD’ye arşiv yapmayı bırakmıştım. Zaten artık DVD kullanan mı kaldı 😀

Birkaç gün önce “Hadi başla artık şu temizliğe.” diyerek verdim gazı, verdim gazı. 😀 Sonuç? Yukarıda gördüğünüz resimde TAM 482 ADET CD/DVD çöpe gitti. Hayır, yazım hatası filan yok. Gördüğünüz sayı doğru. 😀 Elimdeki DVD’lerin sanırım %95’lik kısmı çöpe gitti. Hepsini tek tek makasla kestim. Hatta DVD’lerin bulunduğu bir tane 100’lük eski DVD çantası da onlarla beraber gitti. Benim hissettiğim rahatlıksa tarif edilemez. Üstümden yük kalktı resmen.

Aynı temizliği harici disklerim için de yapmaya başladım. Onların da çoğunluğunu temizledim diyebilirim. Yer olarak fazla alan açılmamış olsa da klasörleme olayını büyük ölçüde hallettim. O kadar ki harici disklerimde aradığım dosyayı bulamayıp arama kısmını kullanıyordum.

Televizyonlarda yaşlıların biriktirerek oluşturdukları çöp ev neyse benim harici disklerim de öyleydi. Varın gerisini siz düşünün. 😀

Bu yazı, daha düzenli kullanmam için bana bir nevi uyarı ve yıllar sonra okuyabileceğim bir anı olsun diye yazıldı. Kendimde sevmediğim bazı özellikleri değiştirmeye çalışıyorum. Bu da onlardan biriydi.

Buraya kadar okuyabilme sabrını gösterdiyseniz teşekkürler. Bu kadar gevezelik yeter. 😀

Share Button