Atatürk
Banner

Aya Göre Arşiv: ‘Aralık 2014’

Samsung Galaxy Trend Plus (GT-S7580) İncelemesi

samsung-galaxy-trend-plus-inceleme

Yaklaşık 2 hafta kadar önce Samsung Galaxy Trend Plus‘ı Media Markt’tan aldım. Telefonu almadan önce bu telefonla ilgili yorumları parça parça sitelerden okumuştum. Samsung Galaxy Trend Plus‘ı alıp almamakta kararsız kalan kişiler için bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Samsung Galaxy Trend Plus‘un olumsuz yanlarından bahsetmem daha doğru olacak sanırım. Çünkü telefon zaten ucuz ve olumlu yanı olarak da gösterebileceğimiz tek özelliği sanırım bu. Diğer yandan olumsuz yanları da insanın canını sıkabilecek türden. Şimdi bunları size sırayla anlatayım.

  • Samsung Galaxy Trend Plus’ta bildirim ışığı yok. Telefonunuza bir mesaj veya bir çağrı geldiğinde ekrana dokunmadan bunu göremiyorsunuz. Akılsız telefonlarda bile bu özellik varken bu telefonda yok.
  • Telefonun Ram’i yetersiz. Ara ara temizlik yapan programlarla veya telefonun kendi içerisinden rami boşaltmayla uğraşmanız gerekiyor. Bir süre sonra kendinizi sürekli bunu yaparken bulmak insanı bunaltıyor.
  • Telefonun yanında kulaklık gelmiyor. Çok fazla kulaklıkla işim yok. Öyle telefondan müzik dinleyen birisi değilim. MP3 çalarımı kullanıyorum bu iş için. Fakat bir telefonun yanında kulaklığın gelmemesini aklım hala almıyor. Maliyeti o kadar mı arttırıyor bir çift kulaklık?
  • Telefona çok fazla program kurma imkanınız yok. Şu anda ihtiyacım olabilecek programların birçoğunu kurdum ama bazılarını silmek durumunda kaldım.
  • Telefonun kapasitesi çok düşük olduğu için micro SD kart almanız şart. Kuracağınız uygulamaların bir kısmını micro SD karta atmanız gerekecek. Fotoğraf veya videolardan bahsetmiyorum bile. Telefona uygulama vs ile aşırı yüklendiğinizde telefon neredeyse çökme durumuna geliyor. Telefon kapanıp da açılmayınca başta neden olduğunu anlamadım fakat telefonu açıp da birkaç şeyi silip telefon kendine geldiğinde olayı anladım.
  • Bataryası çok çabuk bitiyor. Akıllı telefonlarda batarya sorunu bir şekilde zaten var. Fakat bu telefonun batarya olayı cidden çok kötü. Benim gibi günde kimi zaman 2 kez şarj etmek durumunda bile kalabilirsiniz. Sık sık kullanmazsanız 1 günü belki çıkarabilir. O da belki diyorum.

Aklıma gelen olumsuz yönleri bunlar. Şimdi bunlara bakarak ihtiyacımız olanlara göz atacak olursak;

Samsung Galaxy Trend Plus‘ı alırsanız bununla beraber 1 adet kulaklık + 1 microSD kart + yedek bataryaya da ihtiyaç duyacaksınız. Bunları da hesaba ekleyince telefon pek de ucuz olmuyor gibime geliyor.

Samsung Galaxy Trend Plus‘ı önerir miyim? Tabii ki Hayır. Ben neden mi aldım? Şu an için akıllı bir telefona çok fazla para vermeyi istemediğim ve istediğim model telefonun fiyatının biraz daha düşmesini beklediğim için işimi görmesi amacıyla bu telefonu aldım. İşimi görüyor mu? Evet görüyor.

Limiti birazcık zorlayıp başka bir telefon almak daha mantıklı. Yine de karar sizin.

Share Button

Blogunuz için QR Kodu Nasıl Oluşturulur?

Blogunuz için QR kodu oluşturabileceğiniz çeşitli siteler mevcut. Ben kendi bloglarımın için QR kodlarını Kaywa‘dan oluşturdum.

Akıllı telefonlarımıza kurabileceğimiz programlar sayesinde bu QR kodlarını okutabiliyoruz. İnsanların akıllı telefonlarından sizin blogunuza, blogunuzun ismini yazarak girmesindense bu kodu okutarak hemen girebiliyorlar.

Kaywa isimli sitede QR kodu oluşturmak çok kolay. Tek yapmanız gereken üye olup QR kodunuzu oluşturmak. Oluşturacağınız ücretsiz hesabınızla sadece 5 tane dinamik QR ve limitsiz statik QR kodu oluşturabiliyorsunuz. QR kodu taramasının limitsiz olduğunu belirtelim. Ayrıca ücretsiz hesapta QR kodunuzu PNG veya PDF formatında kayıt edebiliyorsunuz. Blogunuza QR kodunuzu ekleyebilmeniz için Embed kodları da bulunuyor.

Benim bloglarımın QR kodlarını aşağıya ekledim. Kullandığınız telefon android ise Google Play’den şu programı telefonunuza kurup bloglarımın QR kodlarını taratıp çıkan sonucu görebilirsiniz.

Kişisel Blogum: PolatBuyukarslan.Com

polatbuyukarslancom_QR

Linux Blogum: SistemLinux.Org

sistemlinuxorg_QR

Takıldığınız veya yardıma ihtiyacınız olan bir yer olursa yorum bırakın yardımcı olmaya çalışırım.

Share Button

Ya Nereye? Gitme Boş Ver, Otur!

Güzel vakit geçirmek için bir yakınınıza/arkadaşınıza misafirliğe gidersiniz. Her şey iyi güzel gider. Gitme vaktiniz geldiğinde “Ben kalkayım artık.” dersiniz. Karşıdan gelen yanıt %99 aynıdır. “Ya Nereye? Gitme Boş ver, Otur!”

Bu sözün çeşitli söyleniş şekilleri var. Fakat verilen mesaj aynıdır. Ev sahibi sizden biraz daha oturmanızı ister. Bunu kimisi gerçekten ister. Kimisi belki de laf olsun diye. Söylemezse içi rahat edemez ev sahibinin. Sizin de belki halletmeniz gereken işleriniz (veya özel işleriniz) vardır. Anlatmayı da istemiyorsunuzdur. Ev sahibi biraz daha ısrar edince, baktınız çok sıkıştırdı sizi. Aradan sıyrılmak için akla gelen ilk yalanı sallayıverirsiniz. Çünkü “Yapacak işlerim var.” demeniz ev sahibini kesmez. Onun bu söze karşı ciddi bir bağışıklığı vardır. “Boş ver sonra yaparsın işini.”. İşinizin ne olduğu da çoğu zaman önemsizdir onun için. O esnada kendisi bencillik moduna geçmiştir bile.

gec-oldu-ben-kalkayim

Bu olayları hemen hemen her ev ziyaretine gittiğimde yaşarım. En nefret ettiğim şeylerden biridir. Gece güzel giderken kapanış bu şekilde yapıldı mı benim için geçirilen güzel vaktin içine edilmiştir bir kere.

Ben hiçbir zaman bize gelen misafire bu tarz şekilde yaklaşmadım. Misafir gitmek isterse “Yine bekleriz” der geçerim. Çevremdeki insanlar beni bilir. Bana ısrar edilmesini hiç sevmem. O yüzden kendime yapılmasını istemediğim şeyi başkasına da yapmamaya çalışırım.

Gitmek isteyen misafir, kendince önemli bir işi olmasa zaten oturacaktır. İşi vardır ve ne olduğunu anlatmak istemiyor olabilir. Madem gelen misafir sizin için bu kadar önemli. Sizin evinizde az kalmışsa, siz de en kısa sürede onun evine ziyarete gidin. Böylece hem daha sık görüşmüş olursunuz.

Israr edince insanların eline ne geçiyor anlamıyorum. Israr etme huyunuzdan vaz geçin artık…

Share Button

Unutamadığım Rüyalarım

Resimdeki Çocuk Benim :)

Resimdeki Çocuk Benim 🙂

Siz ne sıklıkla rüya görürsünüz bilemem ama ben ortalamanın üzerinde rüya görüyorum diyebilirim sanırım. Benim gördüğüm rüyalar genellikle hep bir aksiyon filmi gibi olmuştur. Peşimde devamlı birileri beni kovalar ve ben de çeşitli cambazlık hareketlerle onlardan kaçmaya çalışırım. Bunu yaparken de keyif alıyorum ayrıca. Tam yolun sonuna gelip kaçmayı bıraktığımda da ya uyanıyorum ya da başka bir rüyaya geçiş yapıyorum. Gerçi bu tarz rüyaları da bir süredir görmediğimi belirteyim.

Bu kısa girişten sonra sizlere -ve aslında ileride hatırlamak için kendime- unutamadığım rüyalarımdan birkaçını anlatmak istiyorum. Birçok kişinin hayatında unutamadığı rüyaları vardır. İşte benimkiler…

  1. Beni en çok etkileyen rüyamı anlatarak başlamak istiyorum. Uzun zaman önce gördüğüm bir rüyaydı. Yattığımda gece saat tam 03.00’tü. Yatar yatmaz uyumuşum. Rüyamda eski antik bir kente benzer bir yerdeydim. Eski çağlardaki o sütunlardan filan vardı etrafta. Birden deprem olmaya başladı. Sakallı bir adam -aksakallı değil :D- daha Eşhedü en lâ ilâhe deyip kelime-i şehadeti bitiremeden üzerine sütunlardan biri düştü. Birden yerden yükselmeye başladım. Dünya ayaklarımın altında küçüldü ve uzayda her yer kapkaranlık vaziyetteyim fakat bir yere basıyor gibiyim. Bastığım yer cam gibi çatırt diye kırılıyor ve hızla zaten kapkaranlık ortamda daha da aşağıya düşüyorum. O anda sanki yere çarpmış gibi yatakta zıpladım ve uyandım. Tüylerim diken diken olmuştu. Saate baktım ve saat 03.05’ti. Rüyayı sadece 5 dakika içinde görmüştüm. Rüyanın etkisinden kurtulmak için bilgisayarın başına geçip biraz nette takılıp sonra geri yatmıştım.
  2. Dedemi kaybedeli yıllar oluyor. Çok sık olmasa da arada sırada dedemi rüyalarımda görürdüm. Rüyalarımda ne zaman dedemi görsem hep şu cümleyi kuruyordum. “Dede, ölmemişsin. Yaşıyorsun.” Fakat bir tanesinde dedemin evindeydim. Dedem kapının önündeydi. Yine aynı cümleyi kurdum. “Dede, ölmemişsin. Yaşıyorsun.” Sıkıca sarıldım ona. Hiçbir karşılık vermiyordu. Sarılmıyordu ama sarılmama izin veriyordu. Bense göz yaşlarımı tutamıyordum. O esnada yataktan hıçkırarak ve gözlerim yaşlı bir şekilde uyandım. O kadar gerçekçiydi ki. O an dedemin gerçekten yanımda olduğunu hissettim. O zaman rüyamı anlattığım kişiler de dedemin gerçekten ziyaretime geldiğini söylemişlerdi. Ne kadar doğru bilemiyorum. Nur içinde yat dedem, benim manevi babam. Seni seviyorum…
  3. Unutamadığım rüyalarımdan bir diğerinde de bir koltukta oturuyorum. Önümde, aralarında biraz mesafe bulunan üç kişi oturuyor. En soldaki babam, karşımdaki kişi dedem ve sağ tarafımdaki kişinin kim olduğu belli değil. Birisi var ama görüntü yok. Simsiyah bir görüntü. Ben o görünmeyen ve siyah kişiye bakıp bakıp ağlıyorum. O anda sanki dedem için ağlıyordum ama dedem karşımda oturuyordu. Belki de o siyah ve görünmeyen kişi dedemin ölü olduğunu bana hatırlatıyordu. Sanırım o yüzden ağlıyordum. Babamsa “Neden ağlıyorsun oğlum?” diye sorup duruyordu. Bense ağlamaktan cevap dahi veremiyordum. Ağlamam durmuyordu.

Bir dönem Antalya’da teyzemlerin oturduğu evin üst kısmı tuğla halde ve ben rüyamda her akşam oraya çıkıp oradan aşağı atlıyordum ve yere yüzüstü çakıldığım an uyanıyordum. Bunu da kendime not olarak eklemiş olayım.

Tamam biliyorum. Sizin de içinizi kararttım. Ne yapayım, adam gibi bir rüya ne zaman gördüm hatırlamıyorum bile. 😀

Buraya kadar okuma zahmetine girdiğiniz için teşekkür ederim. Sizin de unutamadığınız rüyalarınız varsa -özellikle güzel olanlarını- yazının altındaki yorum kısmına yazmayı unutmayın. Belki sizin güzel rüyalarınız benim rüyalarıma yön verir. Kim bilir? 🙂

Share Button